Odun Ardiyesinde Solan Vahşi Orkide Feriştah Yenge’nin Neden Mükemmel Bir Kadın Olduğunu Açıklıyoruz

Bu dünyada çok fazla karakter gördük ama hiçbir bir Feriştah Yenge etmez. Onun Numan nezdinde harcanan gevrek bedeni, görmezden geldiğimiz övgüleri hak ediyor. Feriştah’ın neden mükemmel bir kadın olduğunu şimdi size tek tek açıklıyoruz!

Bazı değerlerimizi çok çabuk unutuyor, yeterli kıymeti ve hürmeti gösteremiyoruz sevgili dostlar. Bnunlardan en önemlisi de odun ardiyesinde solup giden vahşi orkide Feriştah Yenge. Ona göstermemiz gereken bir vefa borcu olduğunu üşündük ve kendi replikleriyle, ona neden saygı duymamız gerektiğini bir kez daha hatırlayalım istedik. Buyurun saygı duruşuna…

İçinden geçeni söylemek konusunda oldukça cesurdur. İster aşkını, isterse kinini Nisan ayında dağlardan eriyen karların verdiği su debisi gibi gürül gürül akıtmayı bilir.

‘Gözümde bir kova talaştan farkın yok. Zalım babam hayatımı süpürürken toz kalkmasın diye seni üzerime serpti Numan.’

Her insanın hayatta mutlaka bir işe yaradığını bilir. O orda yanlış yerde duruyorsa, duracak başka bir yeri mutlaka vardır diyerek gerekeni yapar Yaban Gülü Feriştah.

‘Benim gibi gevrekliğinden sual olunmaz bir gadının gocası meşe ağacından yapılmış ve ben onu yakmak istiyorum. Geceleri randıman alamıyoruz, bari gündüzleri sobanın içinde faydasını görelim, deel mi?

Varoluş sancısını iliklerine kadar yaşayan bir filozof arıyorsanız felsefe kitaplarına değil, bir odun ardiyesinin köşesine duran bu cazibeye bakmanız lazım. Öyle de bilge bir kadındır Feriştah!

‘Artık burama gadar gelmişti. Buram neresiydi bilmiyordum. Tek bildiğim buram buram terliyordum ve bir buhranın tam ortasındaydım. Allah’ım bana n’oluyordu?’

Coğrafya denilen bilim onun için tutkularını ifade etmesinin sadece bir yoludur. Bugüne kadar dünya üzerinde oluşmuş her ova, her yayla ve her dağ Feriştah’ın tutkulu varlığına çok şey borçludur.

‘Gapıdan girer girmez, gözüm onun sırt gısmına dakıldı. Sonradan adının Mikremin Çıtır olduğunu öğrendiğim kişinin sırtı, bazı ülkelerin dağlık kesimlerine benzetilebilecek kadar engebeliydi. Misal, Himalayalar veyahut Dağlık Karabağ bölgesi. Allahım! Bunun sırtı böyleyse, cepheden bahmaya yürek mi dayanır! Beyle dayanıklı yürek nerde?’

Ve dünyadaki tüm inançlara yargısız bir şekilde yaklaşıp çeşitli öğretileri gerekli yerlerde uygular. Bugün Feriştah’ı Bağcılar’da, Ümraniye’de görmeniz ne kadar normalse, Tibet’te ve Çin’de görmeniz de bir o kadar olasıdır.

‘Fenteziler doğru çıkar derler Mükremin. Önce hayal et ki, ardı sıra gerçeh olsun diyor Uzak doğu inançları.”

Sarkazm daire başkanlığı olsa, onun adı gece yayınlanan bir kararnameyle Resmi Gazete’de geçer. Füze gibidir Feriştah’ın bakış açısı…

Asuman: ‘Şey, ben Mükremin’in eski sözlüsü Asuman’ Feriştah: ‘Yazılıdan galdınız heralde…’

Gerektiğinde bir derviş gibi sabrını çekmeyi de bilir. Eski zamanlarda olsaydık onun adına bir “İhtiras Ana Türbesi” yapılması kaçınılmaz olurdu.

‘Kimse bilmez Feriştah neler çekiyor. Dışı seni yakar ama içimdeki bronz gerçeği hiç kimse bilemez. Allah seni inandırsın, tam 12 yıldır evliyiz ama Numanla cinsel hayatımızı küçük bir kağıda yazabilirim, hem de tüm detaylarıyla birlikte.’

5 duyunun hakkını veren tek kişi olduğunu da bilim dünyası daha bilmez. Kimse Feriştah kadar yeterince koklayamaz, göremez, duyamaz, tadamaz ve elleyemez…

‘Ve o anda Mükremin kapıda belirdi. Aman Allahım, bir insan ancak bu kadar kapıda belirebilirdi!…’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x